GİRİŞ

Dünya üzerinde yaşayan insan topluluklarının milletleşme süreci onların avcı – toplayıcılıktan çiftçi – çobanlığa geçmesi ile başlar. 

Türkleri oluşturacak insan topluluklarının M.Ö 6000’lerde koyun yetiştiriciliğine başladığı düşünülmektedir. Bu tarih atlı göçebe Türk kültürünün başlangıcı olarak kabul edilebilir. Bu değişiklikler ile ilk Türk kültürü olan Anav kültürü ortaya çıkmıştır. Türklerin ataları MÖ 2500 ile M.Ö. 1700 yılları arasındaki Afanasiyevo kültürü ile başlayan ve MÖ 1700 ile MÖ 1200 yılları arasındaki Andronovo Kültürü ile devam ettiği bilinen topluluklardan oluşur. Bu ırkın savaşçı ve göçebe kültüre sahip olduğu, MÖ 1700 yılları sonrasında kitleler halinde Altay Dağları ile Tanrı Dağları arasındaki bölgeye yayıldığı bilinmektedir.

Türklerin 4 bin yıllık bilinen tarihlerinde, başta Asya, daha sonra da Avrupa ve Afrika kıtalarında çok değişik coğrafyalarda devlet kurmaları ve yaşamaları, her zaman dünyanın ilgisi çekmiştir. 

Zira 4 bin yıllık bu uzun dönemde, Çin, Hint, Fars, Bizans, Arap ve nihayet Batı kültürü ile karşı karşıya gelen ve iç içe yaşayan Türklerin, benliklerini kaybetmemeleri, sahip oldukları öz kültürlerini devam ettirmeleri, kendilerinin de ne denli sağlam bir kültüre sahip olduklarını ispat ederken bu medeniyetler arasında etkileşimin ölçüsü hep merak edilmiştir.

Bilhassa Karadeniz’in Kuzeyinden Doğu Avrupa’ya, oradan da İtalya ve Fransa içlerine kadar ilerleyen çeşitli Türk kavimlerinin bıraktıkları etkiler ve daha sonra Balkanlarda oluşan Türk asıllı devletler bu ilgiyi daha da artırmıştır. Nihayet doğu-batı ticareti ve İslam dünyasına hakim olan Türklerin ulaştıkları medeniyetin Batı üzerindeki tesiri, Batılı müsteşriklerin ve seyyahların eserlerine konu olmuştur.

Genel olarak Türk tarihinin temel kaynakları arasında Çin İmparator Günlükleri, Arap ve Fars kaynakları, resim, şekil ve damgalar, yazıtlar ve arkeolojik buluntular en önemlileri olarak yer almaktadır. İşte Türk tarihine ait çalışmalar da bu kaynaklara dayanmıştır. Özellikle Çin İmparator günlükleri İngilizceye çevrilirken, ağırlıklı olarak Ruslar tarafından gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda elde edilen değerli buluntular, Türk tarihinin sağlam kaynaklarını oluşturmuştur. Daha 1675 yılında Çin’e gönderilen Rus elçisi Nicolaie Milescu tarafından Yenisey’de görülen yazıtlar, İsveçli Yüzbaşı Johann Philipp Tabbert’in Das nord-und ôstliche Teil von Europa und Asia (Avrupa ve Asya’nın Kuzey ve Doğu Bölümü) adıyla Stockholm’de 1730 yılında yayımladığı kitabıyla ilim alemine tanıtılmıştı. Buna karşılık Orhun yazıtları, Nikolay Mihayloviç Yadrintsev’in başkanlığındaki Rus heyeti tarafından 18 Temmuz 1889 tarihinde bulunmuştur. İlk tanıtım Ruslar tarafından yapılmışsa da, bilim dünyasına geniş şekilde duyurulması Fin Arkeoloji cemiyetince gerçekleştirilmiştir. Buna karşılık yazıtlar Rus bilim adamı Wilhelm Radloff tarafından okunmaya çalışılmıştır. Radloff‟a gelinceye kadar eski Türk Tarihi ve diliyle ilgili çalışmalar neredeyse yok denecek sayıda olması sebebiyle daha çok nazariyata bağlı kalmış, Finlandiyalı M.A.Castrén’in ve Macar H. V.mbéry’nin araştırmaları ışığında yürütülmüştür. Radloff tarafından doldurulan bu boşluk, haklı olarak Onun Türkoloji’nin kurucusu unvanını kazanmasına yol açmış, Türkoloji bir ilim dalı olarak Onunla bugünkü ilerlemesine ulaşabilmiştir.

Radloff’un okumaya çalıştığı Orhun kitabelerini okumak, Onun çağdaşı ve arkadaşı olan Danimarkalı Vilhelm Thomsen’e nasip oldu.

Thomsen, Radloff’un tespit ettiği yazıtları okumak suretiyle, Türk dili ve tarihine paha biçilmez bir hizmette bulunmuştur. Orhun yazıtlarının okunması, Türk tarih araştırmalarında milat olarak değerlendirilebilir.

Esasen bütün ömrünü buna veren Radloff’un, Türkolojiyi, yani Türklerin manevî ve maddî kültürünü Dünyada tanıtması, Batılı ilim dünyasının ilgisini Türk dili ve tarihine yöneltmiştir.

Nitekim 1889’da Kül Tigin ve Bilge Kağan bengü taşlarının bulunmasından hemen sonra 1893‟te Göktürk yazısının çözülmesi, 1897’de Tonyukuk anıtının keşfi, aynı yıl Kutadgu Bilig’in Mısır nüshasının bulunması, 1898-1914 arasında Doğu Türkistan’da pek çok Eski Uygur Türkçesi metin ve kitapların ortaya çıkarılması,1906’da Atabetü’l-Hakayık’ın, 1915‟te Dîvan-ı Lügati’t-Türk’ün keşfi bunun bir sonucudur.

Asya ve Moğolistan’da gerçekleştirilen keşifler sonucu ortaya çıkan olağanüstü medeniyet kalıntıları, Orta Asya’da arkeolojik çalışmaları hızlandırmıştır.

Özellikle Rus arkeologlarından M.A. Masson, M. Voronets, G.V. Grigoryev, V.A. Şişkin, A.A. Freiman, A.G. Vasilyev, V. A. Vorobyev ve A.N. Bernstam gibi arkeologlar ônemli buluntular elde etmişlerdir.
Bu buluntular arasında İskit tipinde oklar, ok ve kamçı sapları, silahlar, altın küpe, gerdanlık, yüzük, toka gibi süs eşyaları, madenî aynalar, çeşitli hayvan tasvirleri v.s. sayılabilir. Özellikle Rudenko asistanı Griaznov’la birlikte Altay dağlarında Çulımanış sıradağlarının Pazırık vadisindeki Hun kurganlarında gerçekleştirdikleri kazılarda, M.Ö. 5 ile 3. yüzyıl arasına ait araba parçaları, at kadavrası, keçe yaygı-duvar örtüsü, çadır direkleri merdiven, masa ayakları, kadın baş takısı ve halı bulunmuştur.  Dünyanın ilk düğümlü halısı olarak bilinen Pazırık halısı, gerek motifleri, gerekse ince sanat üslubu bakımından dikkate Şayan bir özellik göstermektedir.

Bu site ana hatlarıyla Türk Kültürünü irdelemek amacıyla açılmıştır. Sitede yer alan bilgi ve görseller çeşitli internet siteleri ve kitaplardan derlenmiştir. Alıntı yapılan siteler ve kitaplar yazı sonlarında belirtilmiştir.

http://www.koktengri.org” adresi üzerinde yayın yapmakta olan bu sitenin amacı Türk Tarihi, Türk Mitolojisi, Türk İnanışları, Türk Kültür ve Medeniyeti” konularında bilgileri derleyip okuyuculara ve takipçilere inceleme / araştırma olanağı sunmaktır. Sitede yer alan bilgiler nesnel bir şekilde sunulmaya çalışılmıştır. Sunumdaki hatalarla ilgili olarak geri bildirimde bulunmanız bizleri mutlu edecektir.

Bu site şu an az sayıda kişinin uğraşıyla güncellenmeye ve geliştirilmeye çalışılmaktadır. İçerik kalitesinin korunması, gereksiz ileti ve yorumlardan korunma gibi sebeplerle sitemiz doğrudan üye alımına ve bilgi paylaşımına kapalı olup üyelikler ve paylaşımlar kontrol edildikten sonra yayına alınmaktadır.

Küfür, hakaret, art niyet taşımaksızın paylaşımda bulunup sitemizin gelişmesine katkıda bulunmanızı isteriz.

 

Sitemizden ücretsiz olarak  “….@nemutluturkumdiyene.org” veya “koktengri.org” uzantılı e-posta adresi alabilir ve bu adresi gmail, hotmail, yandex gibi popüler e-posta sağlayıcılarına bağlayarak kullanabilirsiniz.

E-posta adresi almak ve detaylı bilgi edinmek için mail@nemutluturkumdiyene.org adresine kullanmak istediğiniz kullanıcı adı, şifre ve telefon numaranızı göndermeniz yeterli…

Dilerseniz aşağıdaki linkte bulunan iletişim formunu kullanarak görüş, düşünce ve isteklerinizi iletebilirsiniz…
http://www.nemutluturkumdiyene.org/index.php?action=contact